Ara
  • Lamia Tontu Sarıpınarlı

BEYİN TEMELLİ ÖĞRENME

En son güncellendiği tarih: Oca 16

Beyin, vücudun yaklaşık %2’si kadar bir ağırlıktadır. Sinir hücreleri (nöronlar) uyarılma ve alınan uyarıcıyı iletebilme özelliğine sahiptir. Basitçe beyin hücreleri yani nöronlar arasındaki iletişimi sağlayan bağlara sinaps bağı denir. Her bir nöronun binlerce diğer nöron ile bağ kurabilme kapasitesi vardır.

Beynimizde yaklaşık 100 milyar nöron bulunduğunu düşünürsek bilgiyi işlemek, değerlendirmek,  karar vermek için yaratılmış muhteşem bir organa sahip olduğumuzu söyleyebiliriz.

Beynimizin üst kısmı iki eşit parçaya bölünmüştür, sağ ve sol yarımküreler. Sol  yarımküre vücudumuzun sağ tarafını, sağ yarım küre vücudumuzun sol tarafını kontrol eder. Bu iki yarım küre büyük kompleks liflerle sürekli bağlantıyı ve koordineyi sağlayacak Corpus Callosum ile birbirine bağlanır. Psikolojiye katkısı olan doğal insan beyninin ikili(dual)  kullanımının keşfi Psikolog RogerW.Sperry tarafından yapılmıştır. Speryy’nin nörobilim üzerinde yaptığı bu bölünmüş beyin araştırması 1981 Nobel Tıp Ödülü ve 1990 yılında Ulusal Bilim Ödülü de dahil olmak üzere birçok ödül almıştır. Sperry’nin bu çalışmaları ile birlikte eş zamanlı olarak Ornstein’de beyin dalgaları ve özel beyin fonksiyonları ile ilgili dünyaca ünlenmiş çalışmalar yapmıştır. Sperry ve Ornstein’in çalışmalarının özünde beynin iki tarafının hangisinin hangi mental faaliyeti daha dominant yaptığı bulunmaktadır. Çoğu insanda sol kortekste mantık, sayısal, sebepsel analiz gibi akademik aktiviteler ağır basarken sağ kortekste daha çok “alfa dalgası” bulunduran ritim, resimler veya hayaller, renk, rüyalar, yüz tanıma, harita veya desen tanıma gibi özellikler ağır basmaktadır ((Buzan,1989) Mento A.J vd).

     Zaidel (1983), Sperry’nin çalışmalarını California Üniversitesi’nde devam ettirmiştir. Zaidel aslında iki yarım kürenin de birbirinin alanındaki mental düşüncelerini kapsayabileceği daha geniş ve fazla menzilli kapasiteye sahip olabileceğini keşfetmiştir(Buzan,1989). Buzan (1989) bize Einstein, Picasso, Cezanne ve Da Vinci’nin ünlü çalışmalarının çoğunun beyinlerinin iki tarafını da kullanarak ürettiğini öneren kanıtlar sağlamıştır. İnsanlar efektif yaratıcı düşünebildiği zaman beyninin iki tarafını da kullanabiliyor demektir. İki taraf arasındaki dengeyi sağlamadaki herhangi bir başarısızlık yaratıcılığın optimal düşünce ve uygulamasının altına düşmesine sebep olacaktır. Bazı vakalarda iki taraf arasındaki dengesizlik düşüncede yetersizlik ve olması gerekenin altında sonuçlara neden olabilir ((Janis, 1983) Mento A.J vd).

     Çökelez vd.(2016)’nın Beyin Temelli Öğrenme Kuramı çalışmasında belirttiğine göre, sağ ve sol yarımküreleri açıklayan modelin temelini 1970’lerde ortaya konulan “splitbrain” kavramı oluşturmaktadır (Wortock,2002). Yani beyin bilgileri farklı yöntemlerle işleyen iki yarımküreden oluşmaktadır (Townsend,2000). İkili beyin kuramı, beynin ayrı fakat eş zamanlı olarak çalışan iki kısımdan oluştuğunu kabul eder. Bu kısımlardan sol yarım küre bilgiyi parçalara ayırarak, sağ yarım küre ise bilginin bütününe bakarak değerlendirir. Parçalar ve bütün birbirlerinden anlam çıkarır ve bu anlamı paylaşırlar. Bilginin parçaları ve bütünü etkileşim halinde olduğu için bilginin sadece parçaları ya da sadece bütünü değerlendirilirse öğrenme güçleşir (Caine&Caine, 2002).Her yarım kürenin denetlediği fonksiyonlar farklıdır (Treays ,2002)  beynin sağ ve sol yarısından sadece biri kullanıldığı zaman performansta düşüş görülür . Fakat iki yarımküre işbirliği içinde çalıştığı zaman genel yetenek ve olumlu etkide çok büyük artışlar olur (Ornstein&Haden, 2001). Eğitimde beynin sağ ve sol loblarının koordineli bir şekilde kullanımı beyin kapasitesini arttırarak hızlı, etkili ve kalıcı öğrenmeye imkan sağlar (Caine&Caine,1990). Beyin temelli öğrenme tüm beynin kullanıldığı ve tüm öğrencilerin aynı yolla öğrenmediğini savunan (Caine&Caine,1991), öğrenmenin daha etkin ve kalıcı olması için sunulan öğrenci merkezli bir kuramdır (Greake,2008).

     Duman (2008),“kitap okurken beynin sağ ve sol lobları birlikte koordineli bir şekilde çalıştığı için kitap okumak beyin loblarının dengeli gelişiminde çok faydalı bir etkinliktir. Sol lob tarafından takip edilen ve kavranan sözel kavramlar sağ lob tarafından betimlenir, şekil, imge ve yeni düşüncelere dönüştürülür, canlandırılır.” demektedir. Beynimiz bilgiyi görselleştirebildiği oranda hızlı öğrenmektedir. Soyut bilginin hafızada kalması için yoğun tekrar ve tekrarlar için fazladan zaman kullanmaya ihtiyaç vardır. Oysa görselleştirilen, beynin kendi çağrışımlarından faydalandığı, üzerinde düşünülen ve mevcut başka bilgilerle bağlanan yeni bilgi kısa tekrarlarla yüksek oranda öğrenilebilir.

     Mevcut eğitim sistemi içinde,bilginin işlenmesi sırasında, önyargılı, analitik, detaycı,doğrusal (lineer) düşünce yani sol yarım küre aktif olarak kullanılır. Sağ yarım küre ise eğitime etkin olarak dahil edilmemektedir. Bu, beynin çalışma prensiplerine uygun öğrenmenin, kolaylaştırıcı etkilerini göz ardı etmektedir.Bu eğitim modeli sınav sistemine dayalı olduğundan sınav başarısına yönelik yoğun bilgi ezberlemeyi gerektirmekte, yaratıcı düşünme ve alternatif yaklaşımlara yani sağ yarım küre fonksiyonlarına dayanmamaktadır. Sağ yarım küre fonksiyonlarının öğrenme üzerindeki olumlu etkilerini göz artı eden, anlamayı ve uzmanlaşmayı öncelemeyen bu geleneksel çalışma ve öğrenme metodu yeni fikir ve ürünlerin değer kazandığı bilgi çağı için efektif görünmemektedir. Diğer çift organlarda olduğu gibi beyin yarım kürelerinin ikisini beraber kullanmak bir sinerji yaratacaktır. Tek gözle görmek mümkündür ancak diğerinin de kullanılması durumunda derinlik algılanabilir. Tek kulak sesleri duymak için yeterlidir ancak ikisinin beraber kullanılması sesin nereden geldiğinin anlaşılmasını sağlamaktadır. Tek ayakla da yaşanabilir ancak koşmak mümkün değildir.Beyin için de durum aynıdır. Sol yarımküreyle kelimeleri işlerken sağ yarımküre kelimenin ifade ettiği imgeyi, duyguyu ya da çağrışımı canlandırmalıdır.

   Görselleri kullanmak kadar duyguları kullanmakta öğrenmeyi güçlendirir. Uzamsal bellek sistemi, deneyimleri tekrar gerektirmeden belleğe almak için tasarlanmıştır(Caine&Caine, 2002). Yıllar önce yaşadığımız ilginç anıları tekrara gerek kalmaksızın hatırlayabiliriz. Bu anılar muhakkak bir duygu barındırır. Duygular, çağrışımlar, olağanüstü büyük hayaller ve diğer sağ yarım küre fonksiyonları bilginin uzamsal belleğe kaydını sağlar.

     Bilgi ve beceriler, yaşantıdan koptuğu oranda ezbere ihtiyaç duyulur. Ezber bazı durumlarda önemli ve kullanışlı olmasına karşın öğrenmede transferi ve anlamayı zorlaştırır (Caine&Caine.2002). Ezber yerine kavrama öğrenenin içsel dünyasına inmesi ve derinleşmesiyle gerçekleşebilir. Bir resim binlerce kelimeye bedeldir. Kelimelerle birlikte kelimelerin zihinsel karşılığı olan resimlerle ve duygularla düşünmek öğrenmeyi güçlendirir. Öyleyse öğrenme sürecine neden sağ yarım küre dahil edilmesin?

     Çökelez vd.(2016)’a göre, beyin temelli eğitimde yaşamın içinden zengin ve uygun deneyimler seçilerek planlı bir şekilde uygulanır ve öğrenci deneyimleri anlam oluşturacak biçimde işlenir. Bir öğrenme türü olan ve öğrenmeyi tamamlayan duygular beyni aktifleştirerek hafızayı güçlendirir (Jensen, 2006). Öğrencinin içinde bulunduğu coşkusal durum öğrenmesini etkiler (Ataman, 2004). Öğrenme eğlenceli olduğu zaman daha kalıcıdır (Özden, 2003). Caine&Caine (2002)’ye göre, beyin birçok fonksiyonu eş zamanlı olarak yerine getirebildiği için düşünce, duygu, hayal ve yönelimler aynı anda işleme sokulur.Beynin çok sayıda bilgiyi bir araya getirme yeteneğini destekleyen, öğreneni zeka, duygu ve fizyolojisiyle öğrenme sürecinde bir bütün olarak ele alan beyin temelli öğrenmeye göre, öğrenme sınıf, okul, toplum, ülke ve dünya gibi çoklu bağlamların içinde gerçekleşmektedir (Caine& Caine,2002).

     Öğrencilerin bilgileri algılayıp, onlara anlam vermeleri duyu organları ile olmaktadır. Öğrenciler dokunarak, görerek, hissederek, koklayarak ve duyarak edindikleri deneyimleri daha iyi hatırlamaktadır. Bu nedenle, öğrenme-öğretme ortamının öğrencilerin duyu organlarını kullanmalarına imkan verecek biçimde organize edilmesi bilgilerin kolayca belleğe yerleştirilmesini ve kolayca hatırlanmasını sağlayacaktır ((Prigge,2002)Çökelez vd.2016). Gerçekle hayal arasında beyin açısından fark yoktur. Beynin nasıl çalıştığını anlamak için yapılan deneylere göre örneğin, piyano çalan biri piyano çaldığını hayal ettiğinde de beynin aynı bölgesini ve aynı nöral ağları kullanmakta, fiziksel aktivite yapan biri  fiziksel aktivite yaptığını hayal ettiğinde aynı bölge ve aynı nöral ağları kullanmaktadır. Öğrenme sırasında gerçekten duyu organlarını kullanabilecek bir etkinlik yapılamıyorsa hayal etmek, duygu ve çağrışım dünyasını kullanmak bilgiyi sonradan hatırlamak için pratik bir seçenek olabilir. 

     Sağ yarım kürenin öğrenmelerde kullanılması yaratıcı düşünceyi ve dolayısıyla üretkenliği arttırır. Çağımızda bilgiye sahip olmak kadar, sahip olunan bilgiyi kullanmakta önemlidir. Tarih boyunca üretken zihinler incelendiğinde onların hayal güçlerini etkin olarak kullandıkları görülmüştür. Tekerleği bulan kişiden geçtiğimiz yüzyılın dâhisi olarak kabul edilen Einstein’a ve daha bir çoklarına kadar, yaratıcı düşünme yapabilen, alternatif çözümler üretebilen bireylerin sol yarım kürede bulunan bilgiyi sağ yarım küreyle birlikte değerlendirip hayal gücünün etkisinden maksimum faydalanarak yeni bilgiye ulaştıklarını söyleyebiliriz. Farklı düşünmek fark yaratır. Bernard Baruch’ın dediği gibi; Milyonlarca insan elmanın düştüğünü gördü ama Newton "neden¬?" diye sordu.

     De Bono(1990)’a göre, iki düşünce yolundan doğrusal olanın her zaman “çünkü” lere odaklandığı ve seçici olduğu, en çok kabul gören yaklaşımın en iyi yaklaşım olduğu ancak doğrusal olmayan yan düşünceleri de kabul eden yanal düşüncenin birçok alternatif yaklaşımıortaya çıkardığı görülmektedir. Doğrusal düşünce daha seçici, yanal düşünce daha yaratıcıdır ((De Bono, 1990)Mento A.J vd). Buzan(1989); “ Bir organizasyonu nasıl hem üretken olması için yaratıcı, hem de seçici olması açısından analitik olarak cesaretlendirebiliriz? BEYİN HARİTALARI bize cevabı verir; bu yöntem üst beyinin iki yarımküresini de birlikte kullanmayı gerektirir”



Kaynakça :

Buzan, T. (1989), UseBothSides of Your Brain, 3rd ed.,Plenum, New York, NY.

Caine,R.N.,&Caine , G.(1990). Understanding a brain-basedapproachtolearningandteaching. Education, Leadership, 66-70

Caine,R.N.,&Caine , G.(1991). Makingconnections: Teachingandhumanbrain. AssociationforSupervisionandCurriculum Development, Alexandra, Va (ED335141).

Caine,R.N.,&Caine , G.(2002). Beyin Temelli Öğrenme. G. Ülgen (Çev.Ed) Ankara: Nobel Yayın Dağıtım

Çökelez, A. , Harman G. (2016), Öğrenme- Öğretme Kuramları ve Uygulamadaki Yansımaları. Ed:G. Ekici Ankara: Pegem Yayınları

Duman, B (2008). Öğrenme-Öğretme Kuramları ve Süreç Temelli Öğretim(2. Baskı), Ankara: Anı Yayıncılık

Mento, A.J., Martınelli,P.,Jones,R.M. Mind Mappingin Executive Education:Applications and Outcomes, The Journal of Management Development, Vol 18 Issue 4 Date 1999 ISSN 0262-1711

Treays, R. (2002). Beyin (13. Baskı). F Halatçı (Çev.). Ankara:Tubitak Yayınları

Townsend.R.(2000). Öğrenme Zenginliği (3. Baskı) P.Sıral(Çev.).İstanbul: Sistem Yayıncılık

Ornstein, P. (1977), ThePsychology of Consciousness, HarcourtBraceJovanovich, New York, NY.

Ornstein, P.A.,&Haden, C.A.(2001) Memorrydevelopmentorthedevelopmant of memeory? CurrentDirectionsInPsychologicalScience. 10(6),202-205

Özden,Y.(2003).Öğrenme ve Öğretme (6. Baskı). Ankara:Pegem A Yayıncılık

0 görüntüleme

Beyin Temelli Eğitimler

  • Gri YouTube Simgesi
  • Twitter Clean Grey
  • Gri LinkedIn Simge
  • Facebook Clean Grey
  • Gri Instagram Simge